* ADİLOŞ BEBE: Doğdun, Üç gün aç tuttuk Üç gün meme vermedik sana Adiloş Bebem, Hasta düşmeyesin diye, Töremiz böyle diye, Saldır şimdi memeye, Saldır da büyü... Bunlar, Engerekler ve çıyanlardır, Bunlar, Aşımıza, ekmeğimize Göz koyanlardır, Tanı bunları, Tanı da büyü... Bu, namustur Künyemize kazınmış, Bu da sabır, Ağulardan süzülmüş. Sarıl bunlara Sarıl da büyü. AHMET ARİF * Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batıyor demektir. Konficyus * Kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür, gerçekçi tünelle birlikte ışığı ve de gelecek treni görür. J.Harris

İşsizlik Kahvehaneleri

15/12/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı


Kış mevsimi. Günlerden Pazartesi. Hava güneşli. Ama ısıtmıyor. Evlerin baskılı havasından usanmış yaşlılar ve çocuklar parktaki yerlerini almışlar. Birkaç serçe, birkaç kumru onlara eşlik ediyor.

Varoşların sıkıcı ortamından kent merkezinde bir dalga yakalamayı uman “serseri mayınlar” otobüs durağında sıraya girmişler. Belli ki çoğu işsiz. Belki bir iş bulma umudu ile gidecekler. Belki de vitrinleri seyretmek için. Kim bilir. Gidişlerindeki amaç ceplerinin kabarıklığına bağlı. Giyimlerinin özensiz olması zaten bir karar vermenize yetiyor da artıyor bile.

Caddede, sokakta, parkta kimseye laf söylenmiyor. Herkes barut. Herkeste bir sinir bir huysuzluk var. Çocukların oyunları bile bir garip geliyor insana. Sanırsın büyük bir yükün altındaymışçasına oyunları tekdüze, ağır ve yorgun.

İşsizlik toplumun karabasanı. Toplumsal ve siyasal sorunlar oluşturabilecek bir açmaz. Aile düzenini bozmakta kararlı. Onurlu insanlarda psikolojik sorunlar çıkarmakta mahir. Toplumsal rahatlık için çözülmesi gereken bir buz dağı.

İstihdam politikasının basiretsizliği ve yanlışlığı işsizlik oranının artmasındaki en büyük etken. Yatırımların yetersizliği. Özel yatırımların rant sağlayan alanlarda yapılması. Özelleştirme ile kamu mallarının elden çıkarılması. Tarımın içinde bulunduğu sorunlara ilgisizlik sorunları daha da ağırlaştırmakta, işsizlik kervanına yeni eleman kazandırmakta.

Mahallenin sokak aralarında yer alan avuç içi büyüklüğündeki bakımsız parklarından birinde bankta otururken serseri serseri akmaya başlamış bilincimi dinliyorum.

 Yıllar öncesi görevle gittiğim Kars’ta o güne kadar ayırdın da olmadığım “işsizler kahvehanesi” gerçeği ile karşılaştığım günleri düşündüm. Muhtemeldir ki o zamanlar ve belki de bugün bile ülkenin “en aydın, en demokrat” şehirlerindendi. Herkesin bir diğerine davranış biçimi, “kendisi gibi” kabul edişi, yabancı olduğunu sezdiği kişilere sıcak yaklaşımı alışılageldik bir durumdu.

Kars’ın nabzının attığı yerlerdi “işsizler kahvehaneleri”. Kış günleri sıcak bir çayın yudumlandığı, soğuktan bir nebze de olsa korunulan yerlerdi. Yazın önlerine atılan taburelere oturulup bir yandan koyu sohbetler yapılır yeni ve sağlam dostlukların temelleri atılır, diğer yandan işçi arayanlar beklenirdi. O gün iş bulabilenler şanslı sayılırdı. Çünkü akşama eve birkaç sıcak somun götürmenin rahatlığı içlerini ısıtırdı. Aradan yıllar geçmesine karşın durumun aynen devam ettiğini hisseder gibiyim.

Son yıllarda büyük şehirlerin kenar mahallelerinin hızla artması, çarpık yapılaşmanın varlığı göç olgusunun devam ettiğinin göstergesi. İnsanların iş bulma ümidi, çocuklarını daha iyi okullarda okutma çabası, tarlasından yeterli verimi alamama ve tarlasını işleyememe çaresizliği kentlere olan göçü artırmakta ve yeni sorunların oluşmasına neden olmaktadır.

Geçmiş zaman zihnimi dağıtmaya devam ederken, banktan kalkıp yavaş ama emin adımlarla evin yolunu tutuyorum. Gün devrildikçe soğuğun hissedilmesi parkları sessizliğe terk ediyor. Sokak aralarında tek tük koşuşturan birkaç aceleciden başka kimseler gözükmüyor. Herkes varsıllığında yoksulluğunda yaşandığı evinin gizemine sığınmış görünüyor. Kent merkezine gidenlerde yavaş yavaş dönmeye çoktan başladılar. Kimisi hüzünlü kimisi daha da karamsar. Otobüsten inipte yüzü gülen ve evdekilere müjdeyi vermek için acele edene rastlanmıyor. Sabah bir umutla yola çıkanlar omuzları daha da çökmüş birer ikişer geri dönüyor.

Bir açmaz insanların bilincini kemiriyor. Daha ne kadar dayanacaklarının hesabındalar.

Varoşlardaki kahve köşelerinde zaman geçiren gençler her türlü istismara açık durumdalar. Ellerine tutuşturulan birkaç kuruş için etrafa zarar vermekte, Molotof kokteyllerle caddeleri ateşe vermekte, güvenlik güçlerine saldırmakta, vatandaşı huzursuz etmekte ve evleri taşlamakta bir beis görmemekteler.

Toplumsal şiddetin önünün alınması işsizlik sarmalının yok edilmesine bağlı. İşi gücü olan bir insan sokakta ne arar?

Yıllar öncesinin “işsiz Kahvehaneleri”nde sessiz, onurlu bekleyişi sürdüren insanların varlığını aramak ve görmek kent merkezlerinde ve varoşlarda artık pek mümkün görünmüyor söylemini dile getirsek…

 Yanılmış mı oluruz?

 

Etiketler : Kars,Park

Çözüm !

13/12/2009 tarihinde yazıldı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı


 

Anayasa Mahkemesi gereğini yaptı ve yasalar çerçevesinde DTP’yi kapattı. Kararın alınmasındaki gerekçeler ise kuşkusuz DTP’lilerin davranış ve eylemleridir. DTP yöneticileri ve üyelerince bölücü örgüte ve eylemlerine karşı takınılan tavır kapatma kararında önemli bir rol oynamıştır.

Hiçbir ülke teröre destek olmaya yönelik eylemlerin odak noktası haline gelmiş bir kurumun işlevinin devam etmesine müsaade etmez.

Mahkeme durup dururken bu kararı almamıştır.

DTP’yi Anayasa mahkemesi değil bizzat DTP’liler kapattırmıştır.

Sonuçta oturup Timsah gözyaşı dökmenin bir faydası yoktur.

Aylardır gündemden düşmeyen “demokratik açılım” söylemi çerçevesinde yapılması gereken girişimler kamuoyunda tartışılırken, DTP yasal bir parti olarak açılıma destek olması gerekirken, tam tersine açılım koşullarını altüst etti.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin açılım adına terör örgütünü ve liderini muhatap alması gerektiği konusunda ısrarcı oldu.

Terör örgütü yandaşlarının 19 Ekim günü Habur’da Karnaval havasında, zılgıtlarla, halaylarla karşılanma biçimi belleklerdedir.

Terör örgütünün eylemlerini ve sokak göstericilerinin eylemlerini kınayan demeçleri olmamıştır. Varsa dikkatimden kaçmış olabilir mi?

Sokaklarda yaratılan kaosu demokratik bir hak olarak gördüklerini beyan etmişler, vatandaşa verilen zararın yanlışlığını dile getirmemişler adeta “yandaşımız sokakta ve kırsalda ne yaparsa haklıdır” imajının oluşmasına neden olmuşlardır.

Polisle çatışan gruplar günlerdir araçları ve işyerlerini yaktı, esnafa kepenk kapattırdı.

İstanbul Beyoğlu’nda vatandaşla karşı karşıya gelinen olayda silahlar çekildi. Terör örgütü haber ajansı “Fırat haber ajansı” bu olayı “faşistlerin göstericilere saldırısı” olarak verdi. Göstericilerin çevreye ve vatandaşlara verdiği zarardan tek kelime olsun bahsetmedi.

Bu yaklaşım asıl amaçlarının “biz yaparız haklıyız, siz yaparsanız faşistsiniz, ırkçısınız” düşüncesinin bir tezahürüdür.

Çözüm sokaklarda yapılan eylemlerde değildir.

Çözümün adresi siyaset ve parlamentodur.

Yasalar çerçevesinde mücadeledir. Hukuktur. Kanunsuz davranışlarla bir yere varılamaz.

Aksine safların ayrışmasına neden olur.

İnsanları birbirinden uzaklaştırır.

Emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerinin de amacı budur.

Bu oyuna gelinmemeli, sağduyulu davranılmalıdır.

Bir yandan da çözümün İmralı ve terör örgütü ile kurulacak diyalog ile olabileceğini ısrarla dile getirdiler. DTP kapatıldı fakat hala bu ısrarlarından vazgeçmiş görünmüyorlar.

Hükümetin Kürtler için açılım paketi çerçevesinde sıraladığı önerileri kandırmaca ve oyalamaca olarak değerlendirdiler.

Öcalan’ın İmralı’daki “rezidansının!” iyileştirilmesi amacı ile günlerdir örgüt yandaşları kentlerde, cadde ve sokaklarda kargaşa yarattılar. Vatandaşların mallarına, canlarına, işyerlerine, araçlarına zarar verdiler. Ve buna devam ediyorlar.

Oysaki milyonlarca dolar harcanarak İmralı’da yeni bir hücre yapıldı. Vatandaşın vergileri ile gerçekleşti bu. Hangi mahkûma bu yapılıyor?

Nitekim bunu da beğenmediler ki örgüt yandaşları ortalığı savaş alanına çevirdi.

DTK (Demokratik Toplum Kongresi)’nin Diyarbakır’da yaptığı toplantı sonucunda bir açıklama yapan DTK sözcüsü Hatip Dicle “ Kürt halk önderi Öcalan’ın kısa vadede ev gözetimine alınması” gerektiğini dile getirdi.

Ve nihai hedeflerinin bölücübaşının özgürlüğüne kavuşması olduğunu ve bunun için mücadele edeceklerini belirtti.

Amaçlarının “ Özerk Kürdistan’ı içeren ve Demokratik Türkiye’yi hedefleyen bir anayasa yapılması” olduğunu vurguladı.

Sonuçta Öcalan Türk mahkemelerinin verdiği kararla terör örgütü lideridir.

Oysaki DTP “Kürtlerin gözü ve kulağını çevirdiği İmralı’da zorla tutulan bir savaş tutsağı olarak” görmekte ve serbest bırakılmasını istemektedir.

Bu ise yıllardır on binlerce insanın yaşamına mal olan terör örgütü saldırılarını haklı gördüklerinin bir yansıması değilse ya nedir?

Kim çözümden yana kim değil?

 

 

Etiketler : Açılım,Çözüm
MİLLİYET HABER AKIŞI FRAGMAN